sağlık


Kamburluktan Nasıl Kurtulabilirsiniz?

Tuba Ogat tarafından 27 Ekim 2014 tarihinde gönderildi
kamburluktan-kurtulmanin-yollarijpeg

Düzgün bir postüre sahip olabilmenin yolu bedene olan özen ve spor ile ilişkilidir. Oturuş bozuklukları ile başlayan süreçte, dikkat edilmediği ve herhangi bir sportif aktivitede bulunulmadığında kamburluk riski ile karşı karşıya kalınabilmektedir. Bir de tüm bunların üzerine hareket kabiliyetimizi oldukça sınırlandırdığımız ve aktif bir yaşantıya sahip olmadığımız daha çok aynı pozisyonda uzun süre kalarak kısa hareketler sergilediğimiz zamanlarda bu ihtimali iki katına çıkarmamız muhtemel olacaktır.

Vücudumuzda en çok şikayet edebileceğimiz görünüş bozukluklarından biri olan kamburluk önüne geçilmediği ve üzerinde durulmadığı taktirde herkesin başına gelebilecek bir rahatsızlıktır. Kamburluk yalnızca duruş bozukluğu yaratmaz. Aynı zamanda hareket ettiğimiz süreler boyunca bedeni yorar ve hareket kabiliyetimizi daha da fazla sınırlandırmaya sebep olur. Sorunun çözümü için sorunun kaynağını tespit etmek gerekir. Bu sebeple günlük yaşamınızı gözden geçirmeye başlamanız yapacağınız ilk adım olacaktır.

Bir kambura sahipseniz yapabilecekleriniz arasında sıralanacak ilk yöntem yürüyüş olabilir. Yürüyüşü hayatınıza dahil edin. Kamburunuz olmasa bile! Sırt bölgenize uzatacağınız ellerinizi dirsekleriniz ile birleştirerek yarım saat ile başlayan ve 1 saate çıkarabileceğiniz yürüyüşler ile kamburunuzdan kurtulabilirsiniz.

Pilates herkes için iyi bir rehabilitasyon yöntemidir. Pilates ile tüm kaslarınızı aktif edebilir ve sırt bölgenizi güçlendirecek çalışmalar ile kamburunuzdan kurtulabilirsiniz. Fakat; ileri düzeye gelen kamburlar ciddi bir tedavi gerektirebilir bu sebeple bir kambur oluşumunda veya bir kambura sahip olduğunuzda mutlaka doktorunuza başvurmalı ve söylediklerini harfiyen uygulamalısınız.

Omuz bölgesini esnetme egzersizleri postürünüzü uygun hale getirmede oldukça etkili egzersizlerdir. Üstelik, sırt bölgenizi de kolaylıkla aktif olarak çalıştıracaktır. Düzenli bir spor hayatı ve günlük yaşamda doğru bir duruş kazanmak, oturuş bozukluklarının önüne geçmek kambur rahatsızlığı için oldukça etkili olacaktır.

Genel, Sağlıklı Yaşam kategorisine gönderildi
, , , ile etiketlendi

Yüz Yogası ile Cildiniz Hep Genç Hep Daha Bakımlı

Tuba Ogat tarafından 23 Ekim 2014 tarihinde gönderildi
yuz-yogasi

Yoganın vücuda kazandırdığı esneklik ve elastikiyet dışında ruhsal olarak pozitif bir düşünce algısı geliştirdiği bir gerçek. Son zamanlarda yogaya artan talep de yine yoganın pozitif etkisinin bir sonucu… Şimdi sizleri bir de yapmaktan keyif alacağınız ve etkisini gördüğünüzde devamlı hale getirmek isteyeceğiniz yüz yogasından bahsedelim.

Kırışıklık, mimikler ve yüz çevresindeki diğer tüm problemler için harika bir çözüm olan yüz yogası yüzünüzde gün içerisinde sıklıkla kullanmadığınız çalışmayan yüz kaslarınızı çalıştırıyor. Sizi ve yaşlanma belirtisi kırışıklıklardan da kurtarıyor. Kırışıklık kremleri ve estetik yöntemlerine bir yenisi daha eklendi diyebiliriz. Üstelik son derece doğal, spor yapmak gibi…

Kırışıklık kremleri, botokslar, ameliyatlar derken yıllarca yaşlanma izlerini oluşturmamanın veya o izlerden kurtulmanın bir çaresi aranıp duruyor. Tamamen acısız ve herkesin kolaylıkla uygulayabileceği şekilde ortaya çıkan yüz yogası tüm bu seçeneklere tek başına bir alternatif oluşturuyor.

Bir kaç ayın sonunda ciddi etkilerini görebileceğiniz yüz yogasını her gün 20 dakika uygulamanız öneriliyor. Akıllı telefonunuza indirip kullanabileceğiniz uygulamalar, internet ve kitaplardan nasıl yapıldığına dair bilgilere ulaşmanız mümkün. İster video ile isterseniz okuyarak kolaylıkla uygulayabileceğiniz bir yüz sporu… Normal yogada olduğu gibi yüz yogasında da yaptığınız her bir çalışmanın ayrı bir ismi bulunuyor. Ve her biri bir kası çalıştırmaya yardımcı oluyor.

Kaz ayakları, gıdı ve yanak sarkmaları, dudak üstü çizgileriniz için ve bu oluşumları önlemeniz adına uygulayacağınız yüz yogası sizi hem gün içinde farketmediğiniz yüz gerginliğinizden kurtaracak hem de cildiniz her zaman taze kalacak.

Genel, Sağlıklı Yaşam kategorisine gönderildi
, , , , , , ile etiketlendi

Chia Tohumu Ne İşe Yarar?

Tuba Ogat tarafından 22 Ekim 2014 tarihinde gönderildi
chia

İşte size sağlıklı yaşam yolunuzda mucizevi bir tavsiye. Chia tohumu Salvia Hispanica olarak adlandırılan nane ailesinden bir bitkinin tohumu. Eskiden Mayaların uzun yolculuklarda enerjilerini toplamak için yanına küçük bir kese ile aldıkları ve yolculukları boyunca onları dinç ve sağlıklı tutan bir besin kaynağıdır. Mayalar buna enerji tohumu adını vermişlerdir. Sağlığımız için Omega-3’ün ne kadar faydalı olduğundan bahsetmiştik. İşte Chia tohumu da en büyük Omega-3 kaynaklarından bir tanesidir. Vücuda sağladığı katkıları gördüğünüzde siz de bu tohumdan biran evvel faydalanmak isteyeceksiniz.

Sağlıkta Yarattığı Mucizeler

Chia tohumunun içerisinde ne ararsanız var. Sağlığınız için iyi gelebilecek ve kesinlikle tüketmelisiniz dediğimiz lif, protein, omega – 3, mineral her şey bu tohumun içinde barınıyor. Almanız gereken bu faydaların tek bir tohumda toplanması mucizevi öyle değil mi!

Chia tohumu, güçlü bir antioksidandır. Üstelik kolesterol ve tansiyonu düşürmede önemli bir payı vardır. Tok tutar ve böylece sürekli yeme alışkanlığına sahip kişiler için rahatlatıcı bir yol olacaktır. Tok tutması ve içeriğinde barındırdıkları sayesinde kilo vermeye de yardımcıdır. Detoks özelliği vardır. Bağırsaklarınızı temizler. Büyük bir lif kaynağıdır ve günlük lif ihtiyacınızı karşılar. Sizi miskinlikten kurtarır. Son derece enerji kaynağıdır. Gün boyu enerjinizin yerinde olması sizi günlük yaşamda motive eder. Size enerji vermesi ile birlikte bağışıklık sisteminizi güçlendirerek hastalıklardan korunmanıza yardımcı olur.

Chia Tohumu Nasıl Tüketilir?

Chia tohumunu herkes tüketebilir. Belirgin bir tadı olmaması sebebiyle ister içeceğinizle isterseniz yediğiniz herhangi bir şeyin içine katarak tüketebilirsiniz. Chia tohumunu düzenli olarak tüketmeniz size fayda sağlayacaktır. Fakat günlük tüketiminde aşırıya kaçmak her şeyde olduğu gibi bunda da tavsiye edilmeyecektir. Aşırıya kaçmaya hiç gerek yok zaten öylesine mucizevi bir besin kaynağı ki tüketmeye başladıktan sonra bedeninizdeki enerjiyi hissedebileceksiniz.

Genel, Sağlıklı Yaşam kategorisine gönderildi
, , ile etiketlendi

Meme Kanseri Önleyici Yöntemler

Tuba Ogat tarafından 20 Ekim 2014 tarihinde gönderildi
meme-kanseri

Meme kanseri konusunda bilinçlenmenin kadın hayatında önemli bir payı var. Bu konu hakkında bilinçlendirme seminerleri, yazılar ve daha bir çok programlar düzenlenerek bu konudaki bilincin arttırılmasına yönelik çalışmalar sergileniyor.

Meme kanseri her kadının yakalanma riskinin olduğu bir rahatsızlıktır. Fakat; günlük hayatınızda alacağınız ufak tefek önlemler ile meme kanserine yakalanma riskinizi azaltabilirsiniz.

Meme kanserini önlemek için meme kanserine karşı alacağınız en önemli tedbir beslenme alışkanlıklarınızın düzenli ve sağlıklı olmasıdır. Bir bakıma yalnızca meme kanserini önlemek için değil günlük yaşam kalitemizin yüksek olması için de beslenme alışkanlıklarına dikkat edilmesi gerekiyor diyebiliriz. Yani siz yaşamınız için sağlıklı beslenme yolunu tercih ettiğinizde otomatik olarak meme kanserini önleyici bir tedbir de almış oluyorsunuz.

Peki hangi besinleri tüketmeli nelere yoğunlaşmalıyız?

Vitaminlerin hayatımızdaki rolü tartışılmaz bir gerçek barındırıyor. A, B, C, E gibi tüm vitaminlerden günlük ihtiyacımız kadar olanını tüketmemiz son derece önemlidir. Kanserle savaşta en büyük destekçinizden biri de omega 3. Yeşil yapraklı sebze tüketimine önem vermeli özellikle meme kanserinden korunmak için haftada en az 1 kez brokoli tüketmelisiniz.

Paketlenmiş, dondurulmuş, raf ömrü olan gıdalar, 3 beyazdan ve kızartmalardan yoğun yağ barındıran yiyeceklerden uzak durmanız da son derece önemlidir. Ne yememiz gerektiğini bildiğimiz gibi özellikle yemekten uzak durmamız gereken besinleri de bilmek beslenme kalitenizi olumlu yönde etkileyecektir.

Yalnızca beslenme değil bunun yanında radyasyon yayan cihazlardan, cep telefonu , bilgisayar, televizyon, florasan lamba, yüksek enerjili ısıtıcılar vb. teknolojik ürünlerden de olabildiğince uzak durmak önemlidir. Çağımızda bunu yapmak her ne kadar zor olsa da bunun bilincinde olmak sizi biraz daha uzak durmaya teşvik edecektir.Bir takım kimyasallardan da uzak durmanız gerekiyor. Böcek ilaçları, çözücüler, mürekkepler, boyalar sağlığınız için tehdit oluşturabilecek unsurlar arasında yer alıyor.

Yatağınızda kullandığınız çarşaf ve pike takımlarınızın dokularına da dikkat etmelisiniz. Aynı zamanda ev temizliği yaparken kullandığınız ürünler de son derece önemlidir. Kansorejen madde içeren her türlü üründen uzak durmalısınız. Kıyafetlerde kullanmanız gerekenler ise; hammaddesi pamuk, keten, yün ve kenevir olan elbiselerolmalıdır. Dolaplarınızda naftalin yerine ceviz yaprağı kullanmalısınız.

Tüm bu sayılanlar sadece meme kanserini önlemede değil sizin günlük yaşamınızı da kaliteli hale getirmeye etken olan unsurlardır. Bu şekilde hem sağlıklı bir yaşam sağlar hem de meme kanserinden korunmak için tedbir almış olursunuz.

Genel, Sağlıklı Yaşam kategorisine gönderildi
, , ile etiketlendi

Form Tutmanızı Kolaylaştıracak Yöntemler

Tuba Ogat tarafından 16 Ekim 2014 tarihinde gönderildi
form-tutmanizi-kolaylastiracak-yontemlerjpg

Hemen hemen her işin bir zor bir de kolay yolu vardır. İşimizi kolay bir şekilde halletmek yerine neden zor yolu tercih edelim ki! Uygulamanız gereken küçük pratik bilgiler ışığında formda kalmak sizin için hem kolay hem de farklı olacak.

Öncelikle form tutabilmenin ilk yolu gerçekçi hedefler belirlemektir. Yapabileceğinizden çok daha fazlasını istemek ilk etapta sizi yorar ve pes etmenize sebep olur.

Hareket kabiliyetinizi arttırmalısınız. Pasif zamanlarınızı gözden geçirin ve hayatınızda daha aktif ve daha enerjik olmaya özen gösterin.

İştahınızı frenleyecek besinler tüketin. Posalı besinler ve sizi tok tutan yiyecekler ile daha az porsiyonlar tüketerek daha fazla enerji sahibi olabilirsiniz.

Siyah çay yerine yeşil çay tüketmeniz form tutmanızda etkin bir rol oynayacaktır.

Yürüdüğünüz mesafeleri ritminizi arttırarak yürüyün.

Asansör kullanmak yerine merdivenleri tercih edin.

Yemekleri uzun süre çiğnemekten kendinizi alıkoymayın.

Yemek yiyerek stresi yok edemezsiniz bu sebeple strese girdiğinizde çareyi yemekte aramaktan vazgeçin ve en önemlisi stresle başa çıkabilecek yöntemler geliştirin.

Yeme ihtiyacı hissettiğinizde bir an için durup düşünün gerçekten buna fiziksel olarak ihtiyacınız var mı? Yoksa tamamen can sıkıntısından mı? beliriyor bu yeme isteğiniz.

Hayatınızı bir teraziye koyun ve terazinin bir tarafına hayatınızda yolunda gitmeyen veya doğru yapmadıklarınızı belirleyin. Diğer taraf için sizin hayatınızdaki tüm güzellikler yer almalıdır. Şimdi birer birer olumsuz tarafları olumlu tarafa aktarma vakti. Evet denge bozulacak çünkü bu güne kadar uyguladığınız tüm olumsuz davranış ve durumlar sizin kazandığınız birer alışkanlıktı. Şimdi bu alışkanlıkları bozarak dengeleri değiştirme vakti geldi. Yalnızca ne yapmanız gerektiğini bilerek ve hayatınızdaki tüm olumsuzlukların farkındalığından yararlanarak bedeniniz için ne yapmanız gerektiğine sağlıklı bir karar verebilirsiniz. Hadi, şimdi harekete geçme zamanı!

Genel, Sağlıklı Yaşam kategorisine gönderildi
, , ile etiketlendi

Fit bir Vücuda Kavuşmanın Yolları

Tuba Ogat tarafından 14 Ekim 2014 tarihinde gönderildi
fit-bir-vucuda-kavusmanin-yollari

Fit bir vücuda kavuşmak biraz sabır ve egzersiz gerektirir. Doğru bir beslenme alışkanlığı ile tamamlandığında ise hayal ettiğiniz o fit görünüme kavuşmak hiç zor değil. Fakat; günlük hayattaki temponuzu arttırmak bu durum için oldukça önem taşıyor.

Eğer spor yapmıyor ve gününüzün çoğunu durağan geçiriyorsanız hayatınıza egzersizi katmanın tam zamanı. Bir spor programına yazılarak ilk adımı atabilirsiniz. Üstelik spor sizi kendinizi iyi hissetmeniz ve daha güçlü bir morale sahip olmanız açısından da güçlendirecektir. Bir düşünün hangi egzersizleri seviyorsunuz? Çünkü sporu bir yaşam tarzı haline getirmek ve sürekli yapabilmek için sevdiğiniz bir spor dalına yönelmeniz önemlidir. Kilo vermek için aktif enerji harcayabileceğiniz ve yoğun ter dökebileceğiniz sportif faaliyetler yaparsanız yalnızca sevdiğiniz bir sporu yapmakla kalmamış aynı zamanda kilo vermek ve fit bir görünüme kavuşmak için de doğru bir adım atmış olacaksınız.

Bir diğer konu ise beslenme alışkanlıklarınızı doğru yerine getirmenizdir. Fast – food tüketiminizi azaltmalı ve yeşil yapraklı sebzelere, lifli besinlere yönelmelisiniz. Aşırı yağlılardan uzak durmalı ve bol su tüktmelisiniz.

Uyku düzeniniz yerinde olmalıdır.Gece onbir ve üç saatleri arasında özellikle uykuda olmaya özen göstermelisiniz. Yalnızca bu saatlerde salgılanan melatonin hormonu vücudunuz için oldukça önemlidir.

Tüm bu pratik bilgiler eşliğinde yola çıktığınızda sağlığınız ve fit görünümünüz için bir başlangıç yapmış olacaksınız. Sonrasında göstereceğiniz istikrar ve sabır sizi mutlu sonuca ulaştıracaktır.

Genel, Sağlıklı Yaşam kategorisine gönderildi
, , , ile etiketlendi

Menisküs Nedir? Nasıl Tedavi Edilir?

Tuba Ogat tarafından 30 Eylül 2014 tarihinde gönderildi
meniskus

Diz bölgesinde ilerleyen yaşında bir etkisi ile ve kilo sebebiyle ortaya çıkabilecek rahatsızlıklardan biri de menisküstür. Menisküs ile hareketlerinizde kısıtlama yaşayabilir, ağrı çekebilir ve o bölgelerinizde şişlikle karşılaşabilirsiniz. İlerleyen yaş ile birlikte menisküs kıkırdağı da diğer eklemler gibi yıpranmaya ve zorlanmaya başlıyor. Bir de ters bir hareket ve kilo ile dizlere binen yükün etkisi ile bu rahatsızlığa yakalanma ihtimali de artmış oluyor.

more

Genel, Sağlıklı Yaşam kategorisine gönderildi
, ile etiketlendi

Çay İçmenin Vücuttaki Etkileri

Tuba Ogat tarafından 26 Eylül 2014 tarihinde gönderildi
cay-hakkinda

Çay içmeyi hemen hemen hepimiz seviyor hatta ikram edildiğinde pek de geri çevirmiyoruz. Peki, içtiğimiz çayın vücudumuza olan etkileri neler hiç düşündük mü? Bazen midemizi ağrıttığından veya uykumuzu kaçırdığından şikayet eder dururuz. Fakat; çay hakkındaki asıl gerçekleri şimdi sizlerle paylaşacağız.

Çayın vücuda olan etkisi demleme süresi ile yakından ilgilidir. Çay yapraklarında da çok çabuk çözülebilen kafein bulunmaktadır ve eğer çayı sadece 2 dakika demlediyseniz uyarıcı bir etki yapabilir. Öte yandan çay, flavinoid denilen antioksidan barındırır ve bu maddenin kanseri önlemede etkilidir. Eğer çayı 5 dakikadan fazla bir sürede demlediyseniz bu kez çay, vücudunuza sakinleştirici bir etki yapar. Çay her ne kadar çok fazla içilmesi uygun bulunmasa da sağlığa ciddi derecede faydası var. Bunlardan bir kısmı dişlerde koruyucu etki yaratması, hazımsızlığı önlemesi, mide ağrısı, cilt kuruluğu ve öksürük… Saymakla bitmiyor!

Çay rengi tamamen doğal olmakla birlikte hiçbir renklendirici katkı maddesi içermez. süt ve şeker ilave edilmediği sürece herhangi bir kalorisi yoktur. Çay vücudun su dengesini korur ancak; çok demli çay tüketmek, vücuttan su kaybetmeye yol açar bu sebeple sağlıklı olan daha açık ay içmektir veya içtiğiniz demli çayı günlük miktarını azaltmak ile birlikte içtiğiniz demli çay kadar ilave su tüketmeniz sağlığınız açısından önerilebilir.

Genel, Sağlıklı Yaşam kategorisine gönderildi
, ile etiketlendi

Bahar Nezlesine Dikkat Edin

Tuba Ogat tarafından 19 Eylül 2014 tarihinde gönderildi

Bahar ile birlikte yaşanan hava değişimleri insan psikolojisi ve fizyolojisi üzerinde de ciddi etkiler yaratıyor. Hem yeni bir mevsimi karşılamak hem de sıcak yaz aylarının üzerimizde yarattığı tatil psikolojisinden kurtulmak bu dönemin psikolojik etkenlerinden bir kaçını oluşturuyor. Giyim seçimlerimizle en çok dikkat etmemiz gereken dönem bahar ayları… Çünkü bir sıcakla karşılaşıyoruz diğer yandan birden yağmur bastırıyor ıslanıyoruz. Hava bazen esiyor bazen yaz ayları kadar kavurabiliyor. Bu aylarda dışarı çıkarken tedbirli olmadığımız taktirde vücut ısımızın değişimi birden bire olacağından kolaylıkla hastalıklara davetiye çıkarabiliyoruz.

bahar nezlesine dikkat edin Bahar Nezlesine Dikkat EdinBahar aylarında olabildiğince temkinli giyinmeli her hava koşuluna ayak uydurabileceğimiz şekilde dışarı çıkmalıyız. Nezle, grip gibi bulaşıcı üst solunum yolu rahatsızlıkları bahar aylarında diğer mevsimlere oranla kendini daha fazla gösterdiği için bu tip rahatsızlıklara sahip insanlarla yakın temasta bulunmamalıyız. Ev ortamında hasta birisi varsa arasıra hava silkülasyonu açısından faydalı olması için camları açarak ortamı havalandırmalıyız. Bulunduğumuz ortamın havadar olması mikroplar ile sürekli temas halinde bulunmamamız açısından oldukça önem taşır. Aynı şekilde ellerimizi de hijyenik tutmaya önem vermeliyiz. Sebze ve meyveler mevsimine göre olmalı ve olabildiğince iyi yıkamalıyız. Sebze tüketimine önem vermeli ve vücudumuzu dinç ve dirençli tutmak için spor yapmaya özen göstermeliyiz.

Genel, Sağlıklı Yaşam kategorisine gönderildi
, ile etiketlendi

Ağız içi Yaralarına Etkin Çözümler

Tuba Ogat tarafından 18 Eylül 2014 tarihinde gönderildi

Ağız içi Yaralarının Nedenleri

Ağız içi yaraları bir çok sebeplerle oluşur ve geçmesi zaman alır. Bir şey yer veya içerken özellikle sıcak tüketim gerçekleştirdiğinizde acı verici olabilir. Bayanlarda görülme yüzdesi erkeklere oranla çok daha fazla olan ağız içi yaraları genellikle bayanların adet dönemlerinde vücudunda fizyolojik değişimlere bağlı gerginlik, stres, vitamin eksikliği -özellikle B12 vitamin eksikliği-, demir eksikliği gibi sebepler ile meydana gelebilir. Bu sebepler ile birlikte daha bir çok sebep ağız içi yaraları için sebep teşkil edebilir. Ağız içi yaraları özellikle bağışıklığımızın düşük ve vücudumuzun dirençsiz kaldığı dönemlerde görülmesi olddukça olasıdır.

agiz ici yaralarina cozumler Ağız içi Yaralarına Etkin Çözümler

Ağız içi Yaralarına Çözümler

Herhangi bir müdahalede bulunmadığınız taktirde zamanla iyileşirler. Ancak; eğer sık sık bu problem ile karşılaşıyorsanız ve bu durum sizi oldukça rahatsız ediyorsa beslenme şeklinize ve hayat tarzınıza dikkat edin. Sıcak ve tahriş yaratacak gıdalardan uzak durun. Ağız içi için özellikle geliştirilen yara merhemlerini uygulayabilirsiniz. Fakat; ciddi bir problemle karşı karşıya kaldığınızı hissediyorsanız bir doktora görünmenizde ve doktorunuzun önerdiği ilaçları kullanmanızda fayda var. Ağız içi bakımınızı ihmal etmiş olabilir misiniz… Dişlerinizi düzenli fırçalamıyor veya ağız bakım gargarası uygulamıyorsanız bakteriler sebebi ile bir takım ağız içi yaralarınız oluşmuş olabilir. Hem bu sebeple hem de sebep ne olursa olsun kısa bir süre içerisinde bu problemden kurtulmak için dişlerinizi düzenli olarak fırçalamalı ve ağız bakım gargaranızı diş fırçalamadan hemen sonra kullanmaya özen göstermelisiniz. En etkili yöntem için ağız içi yaralarınızın oluşum sebebini belirlemelisiniz.

Genel, Sağlıklı Yaşam kategorisine gönderildi
, , ile etiketlendi
%d blogcu bunu beğendi: