0
Ara Detaylı Arama

BİR HÜZÜNKARIN TAHRİR DEFTERİ AHMET DOĞAN İLBEY

HEMEN AL

4,63 TL x 3 Taksit
Ücretsiz Kargo

12,90 TL12,90 TRY

Adet

- +

Satıştaki Adet

1
Hemen Al
Kalan Süre
Gün
0
0
Saat
0
0
Dk
0
0
Sn
0
0

Bu ürünü paylaş:

143 sayfa. 13x19 cm

Hepimiz hüzünkâr değil miyiz?Yazar Ahmet Doğan İlbey'e “Bir Hüzünkârın Tahrir Defteri”ni sorduk...

Yazar Ahmet Doğan İlbey'e elimizden bırakamadığımız ve herkese okumasını tavsiye ettiğimiz “Bir Hüzünkârın Tahrir Defteri”ni sorduk:

Kitabınızın adını niçin “Bir Hüzünkârın Tahrir Defteri” koydunuz? Hüzünden muradınız nedir?

Tasavvuf ehli, hüznü, neşe, sevinç ve sürûrun mukabili olarak kullanmıştır. Kur’an’ı Kerim’de hüzün, otuz yedi âyette geçmektedir. Hz. Hatîce ile Ebû Tâlib’in vefatları Peygamber Efendimizi derinden üzdüğü için bu mübarek insanların vefat ettiği seneye İslâm tarihinde “senetü’l- hüzün” denilmiştir. Hz. Yûsuf’un başına gelenler sebebiyle Hz. Yakub’un çektiği ağır acı ve üzüntü hüzün kelimesiyle ifade edilmektedir ve oğluyla arasındaki dağları hüzünden kanatlarla aştığına dair yazılan menkıbeleri hüzünle okuruz milletçe.

Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in bütün hayatı böyle bir hüzün ikliminde geçtiği için O’na (s.a.v) “Hüzün Peygamberi” denilmiştir. Sezai Karakoç’un “Yitik Cennet” inden anlıyorum ki, bütün Peygamberler hüznün temsilcisiydi. Âdem Peygamber dünyaya gönderilme cezasına, yitirilmiş cennetin hüznüne muhatap ilk hüzünkârdı. Ondan sonra yeryüzünün hüzün çilesi Hz. İbrahim’le başladı. Hz. Mûsa’dan Hz. İsa’ya ve büyük hüzünkâr Efendimiz Hazreti Muhammed (s.a.v)’e kadar bütün nebi ve peygamberlerin hayatları hüzünle yoğruldu. Âciz kanaatim odur ki, hüzün, gurbet ve garip, bezm-i elest’te yakîn akraba olmuş kelimelerdir.

Haddim olmasa da Hüznü Yunusca yaşamaya çalışıyorum. Âcizâne, hüzünde buldum Allah aşkını ve bu kirli çağda yeniden “diriliş” gücümü. Ulvî aşktır, gözyaşıdır; asla yeis değildir. Dünya gurbetini hüznün şirazesinde tamamlamaktır gayem. Müslüman irfanının dünyalık hâllerden mânevî hâllere inkılâp ettirerek fazilete dönüştürdüğü hüznü, dünya imtihanını tamamlayış tarzıma uygun buldum. Meftunu olduğum hüzün, düz mânasının dışında hep ötelerin hasretini çağrıştırır yüreğimde. Niyazi Mısrî’nin dediği gibi “Derman arardım derdime, derdim bana derman imiş.”

Ali Yurtgezen Hoca, hüznün vehbî bir hâl olduğunu söylüyor: “Dünya gurbetinin farkında olması gereken Müslümanın şiarıdır hüzün. Asil bir duygudur; çünkü fark etme şuurunun, dolayısıyla asl'ı hatırlamanın bir nişanesidir.”

Hüzün, yaramaz ve bâtıl bir hâl değil. Kalbini hüzne kaptıran, hüzünle dost olan bir ehl-i hüzün olmaktır muradım. Hüzne, “hüzün hastalığı” diyenler, bu mübarek kelimeyi hastalık türüne sokanlar cahildir. Hüzn, hüsndür. Hüsnî, manevîdir. Tasavvufta yeryüzü ‘dünya-yı ahzandır’, hüzünler dünyasıdır. Prof. Dr. Ahmet İnam, “hüzün, mahzun insan demektir” diyor ve “cahil, üzülür, öfkelenir, acılanır, sıkıntı duyar, hüzünlenmez. Bilen, arayan mahzun olabilir.” Mahzun ve hüzünkar patolojik bir özellik taşımaz. Hüznün gücünü, Tanpınar’ın Fuzûlî için söylediklerinden anlamak mümkün. “Bunun için de durmadan soyunur, fırtınaya tutulmuş bir gemi gibi durmadan bir şeyler atar ve attıkça başı yukarıya doğru yükselir. Tecridin tam zirvesinde, başı bulutlardadır.”

Fakirin bir nâmıydı hüzünkâr. Dücane Cündioğlu’nun çarpıcı bir sözü vardır: “Ahmakların cennetinde kahkaha var; âşıkların cennetindeyse hüzün!” Hüznün vehbîliğini savunan Prof. Dr. Kemal Sayar, “Hazret-i insan olmanın hüznün gücüyle gerçekleşeceğini” ifade ediyor ve “hüzne aşina insan merhamete de aşinadır” diyor.

Nâçiz kitapçığımın adının niye “Bir Hüzünkârın Tahrir Defteri” olduğunu ve hüzünden muradımı mübareklerin ve üstadların sözleriyle anlatmış oldum. Nasip olursa hüzünlü kitapçığımın adını bâzı tashih ve ilavelerle “Bir Fâninin Dostnâmesi”adıyla yayınlamayı düşünüyorum. Hüzünle sızlayan yüreklere selâm olsun!
0
0
0
0
1

Kişi tarafından görüntülenmiştir.

Listelenen bu ürün satıcının sorumluluğundadır. Satın almadan önce satıcıyla irtibata geçmelisiniz.